T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Uşak İl Sağlık Müdürlüğü Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Uşak İl Sağlık Müdürlüğü Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Facebook Twitter Google Plus Linkedin

GASTROENTEROLOJİ KLİNİĞİ

Güncelleme Tarihi: 10/12/2020

Gastroenteroloji; ağızdan başlayarak anüse kadar devam eden sindirim yolu (yemek borusu, mide, ince ve kalın bağırsaklar) ve sindirimle ilişkili diğer organların (karaciğer, safra kesesi ve yolları, pankreas) hastalıklarıyla ilgilenen bilim dalı olup İç Hastalıklarının yan dalıdır.

Gastroenterolog; en az 4 yıl süreli İç Hastalıkları Uzmanlığı ihtisası üzerine en az 3 yıl süreli yan dal uzmanlığı eğitimi alarak sindirim sistemi hastalıkları konusunda ihtisas yapmış, söz konusu hastalıkların tanı ve tedavisinde ayrıca endoskopik işlemler konusunda yetkinleşmiş uzman hekimdir.

Endoskopik işlemler kabaca; ağızdan girilerek yapılan ve yemek borusu (özofagus), mide (gastrik) ile onikiparmak bağırsağını (duodenum) incelemeye yarayan “özofagogastroduodenoskopi” (ÖGD ya da yaygın olarak yanlış bilinen şekliyle endoskopi); makattan girilerek yapılan ve kalın bağırsak (kolon) ile bazı durumlarda ince bağırsağın son kısmını (terminal ileum) da incelemeye yarayan “kolonoskopi”dir. İşlemler hastanın rahatsızlık hissini azaltmak ve işlem konforunu artırmak için lokal anestezi ile birlikte damardan ilaç verilerek uygulanan “sedasyon” altında yapılır.

Endoskop; esnek, bükülebilir, ucunda minik bir kamera olan ve işaret parmağı kalınlığında tüp şeklinde fiberoptik bir cihazdır. Ucundaki kamera, mide veya bağırsağın iç yüzünün görüntüsünü yüksek çözünürlüklü bir televizyon ekranına yansıtır. Bu sayede polipler, tümörler, iltihabi değişiklikler, kanamaya yol açabilen damarsal genişlemeler veya başka patolojik değişiklikler varsa görülür. Endoskopi sırasında saptanan normal olmayan dokuların mikroskopik incelenmesinin yapılabilmesi (patoloji tetkiki) için küçük örnekler alınabilir (biyopsi) veya polip adını verdiğimiz yapılar tamamen çıkarılabilir.

ÖGD işlemi sırasında rahatça nefes alınabilir, ağrı hissedilmez, yalnızca havanın gerginliği hissedilir. Endoskopun görüş alanının açılması için mide içine doğru aralıklarla hava üflenir. Endoskopun çıkartılması sırasında üflenen bu hava kısmen geri emilir. İşlem sonrası geri kalan hava, ağız ve anüs yoluyla çıkartılan gaz ile tahliye edilir. Endoskopi genellikle 5-10 dakika sürer. Eğer hasta isterse sakinleştirici ve ağrı kesici yapılmadan da tetkik yapılabilir.

Kolonoskopi incebağırsakların son noktasından başlayıp anüste sonlanan yaklaşık 1,5-2 m uzunluğundaki kalın bağırsağın (kolon); kolonoskop denilen bükülebilir bir aletle anüsten girilerek yapılan incelenmesi işlemidir. İşlemden önce yapılacak diyet ve boşaltıcı ilaçlar ile bağırsağın çok iyi temizlenmiş olması işlemin değerini arttıracaktır. Bu nedenle hastalarımız işlemden 72 saat önce katı gıda alımını kesmeli ve işlem gününe kadar sadece sıvı gıdalarla beslenmelidir. Diyetin içeriği ve kullanmakta olduğunuz kan sulandırıcı ilaçlar (aspirin, coumadin vs) için lütfen hekiminize danışınız. 72 saat süren sıvı diyetini takiben işlemden bir gece önce hekiminiz tarafından yazılan boşaltıcı ilaçları, hekiminizin tarif ettiği şekilde kullanmalısınız. O gece ishal olunacağı için bol su alınmalıdır.

Sindirim Sistemi Hastalıkları

Sindirim sistemi hastalıklarının başlıca belirtileri; hazımsızlık, karın ağrısı, karın şişkinliği, kabızlık, ishal, bulantı, kusma, ağza acı su gelmesi, kalp ile ilişkili olmayan göğüs arkasında yanma hissi, midede yanma/ekşime, sarılık (gözde, deride, idrarda), kanlı kusma, kahve telvesi şeklinde kusma, siyah ve cıvık (katran gibi) dışkılama, makattan kanama, anormal kilo kaybı vs dir.

İrritable/Huzursuz Bağırsak Sendromu (Spastik kolon)

Sindirim sisteminin en sık görülen rahatsızlıklarından biridir. Kalın bağırsak rahatsızlığı olarak bilinse de tüm mide bağırsak sistemini etkiler. Kesin sebebi bilinmeyen ve etkin bir tedavisi bulunmayan şikayetler (ağrı, şişkinlik, kabızlık ve/veya ishal) bütünüdür. Bu nedenle hastalık değil sendromdur ve tedavi kişiye özeldir. Dünya genelinde yaygın bir sendrom olup, özellikle gelişmiş ülkelerde yaklaşık %20 oranında görülmektedir. Kadınlarda daha sıktır ve en çok 20-30 yaşları arasında görülür. Huzursuz bağırsak sendromu tanısı için bulguların 3 aydan uzun devam etmesi, yaşam kalitesini bozması ve buna sebep olabilecek başka bir hastalık bulunmaması gerekmektedir. Huzursuz bağırsak sendromuyla birlikte sık görülen diğer durumlar şunlardır: depresyon (bunalım), anksiyete (endişe/kaygı), uyku bozuklukları, fibromiyalji (yaygın vücut ağrıları), baş ağrısı, sık idrara çıkma, kronik yorgunluk. Hastalığın tanısını koymamızı sağlayacak hemen hiçbir laboratuvar ve radyolojik bulgu yoktur. Fakat başlangıçta diğer hastalıkları ekarte edebilmek için birtakım tetkikler yaptırmak gerekir (kan, gaita mikroskopisi, gaitada gizli kan ve gerekirse kolonoskopi) Önceden hassas bağırsak tanısı olsun veya olmasın alarm bulguları (kilo kaybı, ateş, kansızlık, kusma, gaytada gizli veya aşikar kan) varsa mutlaka ileri tetkik yaptırmak gerekir.

Tedavide bağırsak düzenini sağlamak için ilaçlar, bağırsak florasını zenginleştirmek için probiyotikler, ağrı hakim ise spazm çözücüler (otilonyum, pinaveryum vb); gaz oluşumunu azaltmak için, düşük FODMAP diyeti, hassasiyet varsa laktoz (süt, süt ürünleri) ve/veya gluten kısıtlaması yapmak, gaz tahliyesini kolaylaştırmak için simetikon kullanımı, kabızlık hakimse lifli beslenme ve dışkılamayı kolaylaştıran ilaçlar (laktuloz, sennozidler, polietilenglikol, sodyum pikosülfat, biasakodil vb) ishal hakim ise loperamid, rifaksimin gibi ilaçlar önerilir. Stres hem başlatıcı hem de yakınmaları artırıcı olduğu için gerekli hallerde antidepresanlar verilebilir. Ayrıca psikoterapi (bilişsel davranışçı terapi), açık havada yürüyüş, yoga ve gevşeme egzersizleri de yakınmaları azaltabilmektedir.

Gastroözofageal Reflü Hastalığı

Mide içeriğinin (asidinin) yemek borusuna doğru geri kaçışı ve bunun sonucunda ortaya çıkan göğüs kafesinin arkasında yanma ve ağza acı-ekşi su yemeklerin gelmesi gibi şikayetler oluşturan bir hastalıktır. Yemek borusu dışında müzmin öksürük, ses-boğaz sorunları ve farenjit ile göğüs ağrısı da yapabilir. Gastroözofageal reflü hastalığı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de erişkinlerde en sık rastlanan müzmin hastalıklarından birisi olarak kabul edilmektedir. Ülkemizde yapılan bir çalışmada toplumun %23’ünde reflü hastalığı bulunmuştur. Çoğunlukla ilaçla tedavi edilmekle birlikte ilaçlar yakınmaları tekrarlar. İlaç tedavisinin yanı sıra diyet ve yaşam tarzı değişiklikleri çok önemlidir. Bazı hastalarda cerrahi müdahale gerekebilmektedir.

Peptik Ülser

Ülser, mide veya onikiparmak bağırsağının (duodenum) mide asidi ve sindirim sıvıları tarafından hasarlanması sonucunda meydana gelen doku kaybıdır. Genelde mide asidinin fazla salgılanması veya mide hücrelerinin savunma mekanizmalarının bozulması neticesinde oluşurlar. Bilinen en önemli risk faktörleri Helicobacter pylori (Hp) denen bir bakteri, non-steroidal anti-inflamatuar türü ağrı kesiciler ile alkol ve sigaradır. Ülserlerin oluşturduğu en önemli sorun kanamalardır. Kanamalar endoskopik müdahale ile durdurulabilir. Tedavide asit baskılayıcı ilaçlar kullanılır. Hp tespit edilen olgularda ülserin tekrarlamasını engellemek için antibiyotikli tedaviler uygulanmaktadır.

Hazımsızlık (Dispepsi)

Yemek sonrası dolgunluk hissi, üst batında ağrı/yanma hissi şeklinde tanımlanabilir. Bu belirtilerden biri veya her ikisi aynı anda bulunabilir. Hazımsızlık şikayeti oldukça yaygın bir belirtidir. Tanısı bu şikayetlere neden olabilecek diğer hastalıkların dışlanmasına (ayrıntılı fizik muayene, laboratuvar gayta incelemeleri, ultrason, endoskopi, kolonoskopi vs.) bağlıdır. Hazımsızlık tedavisi ilaçla mümkün olabilmektedir. Tedaviye dirençli olgularda tekrarlayan ilaç kürleri ve psikiyatri (antidepresanlar, bilişsel davranışçı terapi) desteği gerekebilir.

Kolon Kanseri

Rutin kolonoskopik tarama programları ile erken tanınarak engellenebilir. Bu nedenle, herhangi bir risk faktörü olmayan 45 yaş üzerinde her bireye 5 yılda 1 kolonoskopi yapılması önerilmektedir. Birinci derece akrabalarında kolon kanseri olan bireylerde daha erken ve daha sık aralıklarla kolonoskopik tarama önerilmektedir. Kolonoskopi sırasında polip saptanırsa aynı işlem sırasında endoskop yardımıyla çıkarılarak kanser riski ortadan kaldırılabilir.

İshal

Başka bir sindirim sistemi hastalığının belirtisi olduğu gibi kendi başına da bir hastalık olabilir. İshal, süresine göre akut veya kronik (müzmin) ishal diye ikiye ayrılmaktadır. Akut ishaller 4 haftadan kısa sürer ve genellikle enfeksiyöz nedenlere bağlı oluşur. 4 haftadan daha uzun süreli ishallere kronik ishal denmektedir ve kronik ishali olan bireyler mutlaka ileri araştırma amacı ile bir gastroenteroloji uzmanına başvurmalıdır. Kronik ishalin nedenleri arasında Çölyak hastalığı, inflamatuvar bağırsak hastalıkları (Ülseratif kolit, Crohn hastalığı), iskemik kolit, özellikle yaşlılarda ve diyabetiklerde gözlenen pankreas egzokrin yetersizliği-PEY, ince bağırsakta bakteriyel aşırı çoğalma, kronik pankreatit, parazitler, sindirim sistemi kanserleri vs sayılabilir. Kronik ishalli olgularda ishal sebebine yönelik tedavi uygulanmalıdır.

Kabızlık

Bağırsak ritminin bozulması neticesinde ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Eğer uzun süredir kabızlık problemi yaşanıyorsa ya da dışkılama alışkanlığınızda yeni bir değişiklik meydana geldiyse, kilo kaybı, şiddetli karın ağrısı veya dışkılama ile birlikte kan gelmesi durumları varsa, mutlaka bir gastroenteroloji uzmanına başvurulmalıdır. Çünkü bu belirtiler kolon kanseri için uyarıcı semptomlar olabilir ve bu olgularda kolonoskopi yapılması gerekmektedir. Bunun dışında kalan nedenlerde ise kabızlık ilaç tedavileri, nefes egzersizleri ve liften zengin diyet ayarlanması ile tedavi edilebilir.

 

Hemoroidler

Hemoroidler anal kanaldaki toplardamarlardır. Bu damarlar şiştiğinde, genişlediğinde kanama, kaşıntı, ağrı gibi belirtilere neden olabilir. Çoğu insanda hemoroid vardır ancak herkeste belirti yapmaz. Genellikle uzun süreli kabızlıklarda, hamilelik gibi karın içi basıncının arttığı durumlarda belirti yapabilir. Erken evre hemoroidlerde ilaçla tedavi yapılabilirken, daha ileri evrelerde cerrahi gerekebilir.

Sindirim Sistemi Kanamaları

Sindirim sistemi kanamaları onikiparmak bağırsağı ve yukarısında ise üst sindirim sistemi kanaması, daha aşağıdaki bağırsak segmentlerinden kaynaklanırsa alt sindirim sistemi kanaması adını alır. Üst sindirim sistemi kanamasının en sık nedeni mide veya onikiparmak bağırsak ülser kanaması iken alt sindirim sistemi kanaması nedenleri yaşa bağlı olarak değişmekle beraber en sık hemoroid, divertikül ve damar malformasyonuna ait kanamalarıdır. İyi ve kötü huylu tümörler de kanama nedeni olabilir. Sindirim sistemi kanamaları endoskopik yöntemlerle çok büyük oranda tedavi edilebilmektedir.

Kronik Hepatitler

Bazı kişiler akut hepatiti tamamen atlatamaz ve bu kişilerde hepatit belirtileri ve şikayetleri gözlenmeye devam eder. Hepatit belirtilerinin 6 aydan fazla sürdüğü bu duruma kronik hepatit denir. Başlıca grupları şunlardır; viral hepatit (Hepatit B ve C), otoimmun hepatit, metabolik (Wilson, Hemokromatozis vs), alkol kullanımına bağlı hepatit. Kronik hepatiti olan bazı kişilerde hiç bir belirti gözlenmeyebilmektedir. Bazı bireylerde karşılaşılan kronik hepatit belirtileri ise şöyle sıralanabilir: hasta hissetmek, iştah kaybı, yorgunluk, ateş, üst karın ağrısı, sarılık, kaşıntı, adet düzensizliği, impotans, kronik karaciğer hastalığı bulguları (dalak büyümesi, ciltte örümcek benzeri kan damarları ve karında sıvı birikmesi). Tedavi nedene yöneliktir.

Siroz

Karaciğer yaşam için gerekli birçok metabolik fonksiyonu yerine getiren önemli bir organdır. Sindirim sistemini terk eden kan karaciğere uğradıktan sonra kalbe dönmektedir. Karaciğerin en önemli görevleri arasında; normal pıhtılaşmayı sağlayan kan proteinlerinin üretimi, protein üretimi, zehirli maddelerin vücuttan uzaklaştırılması, yağların ve vitaminlerin emilimini sağlayan safranın üretimi, enerji üretimi sayılabilir.

Siroz, karaciğerde hasar yapabilen herhangi bir etkene bağlı olarak karaciğer yapısında ve fonksiyonunda bozulma durumudur. Sirozun ülkemizdeki en sık nedeni Hepatit B virüs enfeksiyonudur. Bunun dışında ilaç kullanımına bağlı karaciğer hasarı, yağlı karaciğer, Hepatit C ve alkol tüketimi diğer önemli nedenler arasındadır. Obezite ve diyabetes mellitus (şeker hastalığı) varlığı bu risk faktörleri bulunan olgularda süreci hızlandırabilir. Yukarıda belirtilmiş risk faktörleri bulunan olguların periyodik kontrollerinin yapılması gerekmektedir. Siroz erken müdahale edilmediği takdirde ölümcül sorunlara (beyin fonksiyonlarında bozulma, böbrek fonksiyonlarında bozulma, karında su toplanması (asit) ve toplanan bu suyun enfekte olması (peritonit), yemek borusu veya mide damarlarında basınç artışına bağlı oluşan damar genişlemelerinin (varis) kanaması) neden olabilir.

Tedavide amaç, siroza neden olan etkeni tedavi etmek veya ortadan kaldırmak, siroz ile ilişkili sorunların tedavisi ve siroz yakınmalarının tedavi edilmesi şeklindedir. En kesin tedavisi karaciğer naklidir.

Safra Kesesi ve Safra Yolu Taşı (Kolesisit, kolanjit)

Safra kesesi taşı daha çok 20-60 yaş arası kadınlarda gözlenmektedir. Obezite safra kesesi taşı gelişimi için önemli bir risk faktörüdür. Herhangi bir yakınma oluşturmayan safra kesesi taşı tedavi gerektirmez. Ancak yakınmalara (sağ üst kadran ağrısı, sırta vuran ağrı, bulantı, kusma) neden olan safra kesesi taşları tedavi edilmelidir. Safra kesesi taşlarının tedavisi açık veya kapalı ameliyat şeklinde olmaktadır. Ancak bazen safra kesesi taşları safra yoluna düşebilir. Bu durumda safra yoluna düşen uygulanan ERCP denen bir işlemle çıkarılmalıdır. Aksi takdirde pankreas iltihabı (pankreatit) veya safra yolunda enfeksiyona, karaciğerde apse gelişimine neden olabilir.

Pankreas İltihabı (Pankreatit)

Akut pankreatit, pankreasta ödem bazen de yıkım ile seyreden ani iltihabi durumdur. En sık nedeni safra taşlarıdır. Bunun dışında aşırı alkol tüketimi, kan yağı (trigliserid) yüksekliği, sigara içimi, ilaçlar vs.dir. Tanısı sırta vuran kuşak tarzında tipik karın ağrısının varlığı ile laboratuvar ve görüntüleme (ultrason, tomografi) incelemeleri ile konur. Şiddetli pankreatitli olguların takip ve tedavisi için yoğun bakım koşulları gerekebilmektedir.

Pankreas Kanseri

Pankreas, sindirime yardımcı pankreatik sıvıları ve insülin gibi hormonları salgılayan, mide arkasında yerleşmiş bir organdır. Sigara, alkol, hayvansal yağdan zengin diyet, kronik pankreas iltihabı (kronik pankreatit), aile hikayesi önemli risk faktörleridir. Sarılık, karın ağrısı, iştahsızlık, kilo kaybı ve bulantı en önemli semptomlarıdır.

Ayrıntılı fizik muayene, tomografi, MR gibi görüntüleme yöntemleri tanıda önemlidir. Endoskopik ultrasonografi (EUS) işlemi ile 2-3 cm’den küçük tümörler görülebilmekte ve tanı için biyopsi örnekleri alınabilmektedir.

Yine safra yolları ve pankreas kanalı, endoskopi ve röntgen ışınının birlikte kullanıldığı ERCP işlemi ile değerlendirilip pankreas kanseri tanısı konabilir veya tümöre bağlı safra yolu darlıkları giderilebilir. Tedavide erken tanı önemlidir. Erken evrede cerrahi tedavi edici olabilmektedir. Bunun dışında kemoterapi ve radyoterapi gerekebilir.